Osmanlı döneminde seçimler

Hasan Mert Kaya – KAYIP İZLER ATLASI / Bugün Türkiye genelinde yerel seçimler düzenleniyor. Oy verme ve sayım işlemlerinin ardından tüm ülke genelinde belediyeleri yönetecek başkanlar, belediye meclisleri ve muhtarlar belirlenmiş olacak. Türkiye bulunduğu bölgede seçim kültürünü içselleştirmiş ve bunu bir kültür haline getirmeyi başarmış ender ülkelerden.

Seçim kültürü kuşkusuz cumhuriyet döneminde köklü hale geldi ancak Osmanlı’nın 19. yüzyıl siyaset tarihinde de seçim çalışmalarının yapıldığı gözden kaçırılmamalı.

Anayasanın ilanı

Osmanlı Devleti’nde vatandaşlık kavramının ortaya çıkışında 1839 tarihli Tanzimat Fermanı bir dönüm noktası oldu. Bu tarihten itibaren artan bilinç ile birlikte aydınların ve kamuoyunun talepleri beraberinde Kanun-u Esasi’yi yani anayasayı getirdi. Kanun-u Esasi’nin 1876 yılının son haftasında ilanının ardından,

I. Meşrutiyet dönemi başladı. Bu bir anlamda sultanın Tanzimat Fermanı ile sınırlanan mutlak otoritesinin yanı sıra artık hanedan dışından gelen isimlerden oluşan bir meclis marifetiyle Osmanlı vatandaşlarının yönetime dahil olması demekti. Sadece iki dönem çalışabilmiş olsa da I.Meşrutiyet bu topraklarda seçimlerin artık yönetimin ayrılmaz ve tamamlayıcı bir öğesi olduğunun somut miladı oldu.

Seçim Kuralları

Her ne kadar çeşitli gerekçelerle tam olarak uygulanamamış olsa da hem vekil hem de belediye seçimleri için belirleyici temel kriterler getirilmişti. I. Meşrutiyet meclislerinin seçimi için öncelikle geçici bir düzenleme yapıldı. Osmanlı Türkçesi ile adı Meclis-i Mebusan’ın Suret-i İntihabı ve Tayinine Dair Talimat-ı Muvakkate olan bu düzenleme kapsamında seksen Müslüman, elli kişi de gayrimüslim olmak üzere 130 vekil seçilecekti. Ek olarak, anayasada 50.000 erkek nüfusa bir temsilci mebus düşecek şekilde seçimlerin yapılması ve seçimlerin iki dereceli olması kararlaştırılmıştı. Meclis-i Mebusan’ın dönemin başkenti İstanbul’da oluşuna ek olarak belediye seçimlerinde de fazlaca göz önünde oluşu, İstanbul’u adeta bir seçim laboratuvarına dönüştürdü. Bunun en belirgin göstergesi ise İstanbul’da yapılacak seçimlerin farklı bir düzenleme altında yapılması oldu. 

İstanbul Seçimleri

1876 tarihli Kanun-u Esasi yani anayasanın ruhuna göre seçimlerin iki dereceli olarak yapılması İstanbul ve çevresinde yapılacak seçimler için de geçerli kılındı. Düzenlemeye göre seçim bölgeleri belirlendi. Her seçim bölgesi için kararlaştırılan oy verme süresi beş gün olacak ve bu süre içinde sandık başına gelmeyenler, oy kullanma hakkını yitirmiş sayılacaktı. Seçimlerin düzenli ve sağlıklı yapılması görev ve sorumluluğu da İstanbul Belediyesi’ne aitti. Sonuç olarak İstanbul pratikte belediye tarafından 18 seçim bölgesine bölündü ve her seçim bölgesinde en az bir seçim gözlem memuru ile farklı sayılarda kâtip görevlendirildi. İstanbul haricinde kalan ama şehrin çevresini oluşturan yerler ise iki seçim bölgesi altında tanımlandı. Bu sürecin sonunda belirlenen seçmenler İstanbul Belediyesi’nde bir araya geldiler ve 1877 yılı itibarıyla milletvekillerini seçmek için oylarını kullandılar. 13 Mart 1877 tarihinde sonuçlanan seçimlerde İstanbul’un beş tanesi Müslüman, beş tanesi ise gayrimüslim olmak üzere toplam on 10 milletvekili belirlenmiş oldu. İstanbul dışındaki vilayetlerde düzenlenen seçimlerin sonucunda 69 Müslüman, 46 gayrimüslim toplamda 115 milletvekili belirlendi. Böylece Osmanlı Devleti’nin bu ilk seçimleri ile oluşan Meclis-i Mebusan, öncesinde Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen törenin ardından Sultanahmet’teki Mimar Gaspare Fossati’nin projesi olan Darülfünun binasında çalışmalarına başladı. Ancak meclis’in çalışmaları ikinci dönem de dahil olmak üzere yaklaşık 11 ay sürdü. Rusya Savaşı gerekçe gösterilerek Sultan II.Abdülhamid tarafından feshedilip meclisin kapatılmasıyla birlikte I.Meşrutiyet dönemi 14 Şubat 1878 tarihinde son bulmuş oldu.

Hürriyet, adalet, eşitlik, kardeşlik…

Osmanlı aydınları 1878 yılında feshedilip kapatılan Meclis-i Mebusan’ın ve son verilen meşrutiyetin tekrar sağlanması amacıyla 1908 yılına kadar süren ciddi mücadeleler yürüttü. Osmanlı aydınlarının büyük kısmının eğitim amacıyla gittikleri Avrupa’da, özellikle de Fransa’da etkilendikleri en büyük söylem Hürriyet, Adalet, Müsavat, Uhuvvet ideallerinden oluşan Fransız İhtilali’nin kültürel ve politik kavramları oldu. Saltanat yönetimine karşı verilen bu mücadelenin sonunda 1908 yılının son iki ayında tekrar seçimler yapıldı. İlkinde olduğu gibi bu seçimde de İstanbul özel ve farklı bir statüde değerlendirilmiş ve şehre özel bir seçim düzenlemesi yapılmıştı. Bu seçimler Türk siyaset tarihinin ilk çok partili seçimleri olarak nitelendirilebilir çünkü seçimlere İttihat ve Terakki’nin yanı sıra Ahrar Fırkası adlı oluşum da katılmıştı.

Öte yandan bu seçimler tarihe 281 milletvekilliğinin 280’ini alan İttihat ve Terakki’nin mutlak zaferi olarak geçti. Seçimler Türk seçmenler arasında büyük bir coşkuyla kutlanırken özellikle İstanbul Rumları ve kısmen de Ermeniler yer yer seçim düzenlemelerinin adaletsiz olduğu gerekçesiyle protesto etmişlerdi.

Cumhuriyete giderken son seçim

Osmanlı Devleti’nin son yılları ara seçimlerle, İstanbul seçimleriyle oldukça yoğun bir seçim atmosferi içinde geçti. 1909 ve 1911 ara seçimleri, Hürriyet ve İtilâf Fırkası’nın ortaya çıkışı, kayıtlara sopalı seçim adıyla geçen 1912 seçimi, 1914 seçimleri hararetli bir siyasi gündemi de beraberinde getirdi. Osmanlı Meclis-i Mebusan’ının son vekillerin belirleyip Misak-ı Milli’yi ilan eden ve Milli Mücadele yolunu da açan seçim 1919 yılının Aralık ayında düzenlendi. 11 Nisan 1920 yılında son padişah Vahdeddin tarafından kapatılan meclis Osmanlı seçim ve demokrasi çalışmalarının da sonu oldu. Artık Türk siyasi mücadelesinin adresi Ankara’ydı. 23 Nisan 1920 Cuma günü Ankara’da, Hacı Bayram Veli Camii’nde yapılan duaların ardından Birinci Türkiye Büyük

Millet Meclisi açıldı. Seçim sonuçlarının demokrasi geleneğimizi güçlendirmesi ve ülkemize hayırlı olması dileğiyle.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

x